Ozborn'dan Merhaba...

Ortaya karışık, akla, yüreğe ne düşerse buraçta...

Etiketler

6 Haziran 2011 Pazartesi

Simbat'ın Malatya düğününden...

Yukarı Fırat havzasında yer alan Malatya, eski çağlardan beri Anadolu ve Ortadoğu'nun geçit veren kavşak noktası olmuş... Hala kavşak olma özelliğini koruyan Malatya, yeşil deniz Mezopotamya'nın bir parçası...

Yeşil deniz Mezopotamya'ya hiç gittinizmi bilmiyorum, yıllar önce Diyarbakır, Mardin ve Van'a gitmiştim... Denizsiz bir memlekette insan nasıl yaşar sorumun cevabını bana sonsuza uzanan bereketli topraklar vermişti...

Mezopotamyanın yeşiline, sonsuzluğuna bakmaya doyamamıştım...

İstanbul-Malatya arası uçakla 1 saat 20 dk. sürüyor... Yaklaştıkça coğrafya değişiyor ve uçaktan bakarken o tarifi imkansız, insanı etkileyen yeşil deniz Mezopotamyanın büyüsüne kapılıyorsunuz...

Doğuyu çok seviyorum... İnsanlar beni Nişantaş'tan dışarı çıkmayan, çıksa bile ecnebi memleketlere giden biri sanıyorlar... :)

Olur mu? Kültürümü bilmeden nasıl mimar olabilirim? Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, Hititlilerin izlerine dokunmadan, görmeden toprağımdaki kültürleri bilmeden, sırf Batı kültürüyle başarıya uşlaşabilirim?

Doğunun kültürel zenginliği her zaman beni cezbetmiştir... Güneşe tapılan zamanlardan günümüze kadar kullanılan dini mekanlar, konutlar, sosyal ve kültürel örf-adetler...

Vatanım duygusunu, Türkiyem duygusunu daha yoğun ve derinden hissediyorsunuz...

Evet yaşadığımız coğrafyadan, günlük kültürümüzden çok farklı bir yaşam var ama sonuçta vatanım...

Anadolu'nun vatanım duygusunu derinden hissettiren o tarifi imkansız hissini çok seviyorum...

Benim toprağım, benim insanım, benim memleketim, benim kültürüm, benim dünyaya bedel kocamaaaaaaan ülkem !

2 günlük düğün-dernek ziyaretinde elbet Malatya'nın tadına adam gibi bakamadım...

5 yıldızlı bir otele konuçlanmış İstanbul'lu ve Bartın'lı kendi dertlerinde, telaşlarında, alemlerinde olan bir gruptuk...

Şehir merkezi her şehirde görebileceğiniz özelliklere sahip. 5M'siz ve AVM'siz bir şehir günümüzde şehirden sayılmıyor... :)

Düğün telaşemizden ancak pazar günü çarşıya inip dolanabildim... Pazarlarına girdim, güzelim meyvelerin fotoğraflarını çektim... Neredeyse her adım başı kayısı ürünlerinin satıldığı dükkanlara girip çıktım...

Malatya'yı harita üzerinde göstermekte zorlansakta, Şehrin adını duyar duymaz aklımıza düşen Kayısı'nın şehri Malatya...

Çok isterdim ama bu sefer olamadı... Damadın ailesinin bahçelerine gitmek, köy hayatını solumak, dalından kayısı toplamak ve nasıl kuruttuklarını görüp deneyimlemek çok isterdim...  İnşallah başka bir sefere... Düğün telaşesi olmayan rahat zamanlara bırakıyorum bu arzumu...

Kocamaaan bir ülke olunca adetlerimizde çeşitli ve değişik oluyor...
Malatya'da ki düğün çok yöresel bir düğün olmadı... Oldu ama yarım oldu...
Gerçek bir Malatya'lı çiftin düğününe katılmak çok isterim...  Bizimkisi İstanbullaştırılmış bir Malatya düğünüydü... Ama yinede süper eylenceli ve keyifliydi...

Deneyimlenmesi gereken bir şeydi. (Gelemeyenlere taş efem... :p)

Halay bu yörenin düğün-derneklerinin olmazsa olmazı...
Damat ve görümce meğersem cevherlermiş !!!
Bizim halay diye bildiğimiz şey halay değilmiş !!!
Ritme göre değişen ayaklar, vücudun aldığı şekil...
Bakmaya, izlemeye doyamadık... Ne keyifli bir şeymiş halay izlemek... Nasıl estetik, nasıl eylenceli bir şeymiş...
Canım kalkıp aralarına karışmayı çok istedi ancak ayak hareketlerini yapamam diye kalkmadım...
Kız tarafından herkes oturdu !!! Yani yapabilsek kalkacaktık ama yapamadığımızdan oturduk !!! :)))))

Bu arada sadıçlar tüm gece gelinin ve damadın masasında otururlarmış efendim...
Gelinin ve damadın pastasından eşleriyle birlikte onlarda kesip yerlermiş...
Çok değişik bir adet !

Gelin ve damat bizdeki gibi masa masa dolanmazmış... Otururlarmış masalarında, misafirler giderlermiş yanlarına...

Takı merasimi başlamdan takı takılmıyor efem... Çok şık bir sandık geliyor, gelin ve damadın masasının yanındaki bir masaya sandık konuyor ve takı takmak isteyenler buyursun deniliyor... Takmak isteyenler gidiyor ve sandığa koyuyorlar...

Artık yavaş yavaş çifte telli havaları düğünlerde çalınmaya başlanmış... Ancak bu yörenin gerçek düğünlerinde, ağlatan türküler ve halaylar baş aktörler...

Ucundan acık bu düğündede bi ağıt yakıldı... Yakıldı ama alışık olmayan kız tarafı olaraktan musluklarımız açılınca duruma el koydular...

Yazıktır ağlatmayalım, alışık değiller, ağlamaktan helaaaak olur garipler dendi... :p :)))))))

Yemekleriyle-kayısılarıyla-havasıyla harika bir deneyim oldu Malatya...

Bereketli topraklarla flört eden dağlarlar, sonsuza uzanan yeşillik... Harikaydı...
Offf güzelim etler... Tanrım, et sever olarak muhakkak bu yöreye yolunuz düşsün...
Kuzu yerim ama arada kokusu beni rahatsız eder o yüzden her yerde yemem... Ama buraçtaki kuzular of ooof...
Biraz katil gibi hissediyorum kendimi ooof çok lezizdiler...

Tekrar gideceğim. Walla bu sefer hiç bişey anlamadım. Yalap-şap telaş içinde gezdik-gördük...

Geçen düğün yazısında nazar değmesin diye yazmamıştım, artık düğünler-dernekler bitti yazabilirim; Simbatçıııım giydirirken beni deli eden gelinliğinin içinde kuğu gibiydi... Çok güzel bir gelin oldu. Onca gezmeye, onca fotoğraf çekimine rağmen gelinlik sağ-salim bi 3. yüde yapacak durumda !!! :)))))) Durumda ammaaaa aaaa hep ben giydiriyom, sonra gidip damat soyuyooo o yüzden ben oynamıyooom modundayım artık !!! :p

Damatçığııım, görümceciiim ve gelinciiiim maşallah 2 düğündede çok güzellerdi... Tü tü tüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüü !!! :)

Walla arkadaşım diye demiyorum çok güzel bi gelin oldu olmasınada bide göbek atmasını bileydi !!! Ben çok biliyorum ya o bakımdan... :pppp

Aaaaaaay bitti çok şüküür bin şüküüüüür !!! :ppp

Eveeeet onlar ersinler muratlarına biz çıkalım kereviiiiiiz sapınaaaaaa !!! 2. düğünden sonra böyle oluyooo :))))))

Gelin ve damada teşekkür etmek istiyorum onlar sayesinde yeni bir yer gördüm ve yeniden, uzun bir aradan sonra vatanım vatanım oldum... Sonbaharda bir gap gezisi fena olmaz... Sivas'ıda içine alan... Aaa Devrek Ulu Cami'yi görmeden, Selçuklu'ya deymeden mimarım demek olmaz... Olurda yarım yarım olur... ;)

Bu arada benim ecnebiye benzer annem 20 sene önce Malatya'ya geldiğinde onu Amerikalı sanmışlar ve anneme yolda yürürken çok ilgi-alaka olmuş... Turdakiler annemi kaçıracaklar diye çok korkmuşlar... Pazar günü çarşıda dolaşırken yine turist muamelesi gördük annemle... :)))) Kadın maşalalh süpanallah 60'na geldi ama hala Madam madaaaam diye insanlar peşinde... :)))))))

Hiç yorum yok: