Ozborn'dan Merhaba...

Ortaya karışık, akla, yüreğe ne düşerse buraçta...

Etiketler

21 Mart 2009 Cumartesi

Keşke

Herkezin ve herşeyin yabancı olduğu bir yere gitsem...
Dilimin konuşulmadığı...
Kimsenin beni tanımadığı...
Kimseyi tanımadığım...
Kimsenin nerede olduğumu bilmediği bir yer...
Herşeyin ve herkesin arkada bırakıldığı...

Güzel güzel ama insan kendinden kaçamaz ki...
Gitmek, kaçmak, terk etmek öyle kolay ki...

Ama kabullenmek, kendini affetmek, gerçeklerle yüzleşmek öyle zor ki...

Gitsem çözüm olacak mı?
Belki benim için değil ama hayatlarına dokunup karıştırdığım insanlar için...

Geleceği bilebilme şansımız olsaydı ne güzel olurdu değil mi?
Bilirdik...
Beklerdik...
Yapmazdık...
Umardık...
Sabrederdik...

Hayat keşkelerle mi geçiyor?
Bilmem...
Benim bayadır öyle...

Keşke geçmişe dönebilsem...
Keşke kendimden kaçmama gerek kalmamış olsa...
Keşke diri diri mezara girmişim gibi hissetmesem...
Keşke onu kaybetmeyecek olsam...
Keşke kimsenin hayatına deymemiş, girmemiş olsam...

Keşke keşke herşeyi aşabilip, arzuma kavuşabilsem...
Keşke dileklerim kabul olsa...

Yoksa keşke hiç dünyaya gelmesemiydim?
Keşke hislerim, beynim, düşüncelerim alınsa...
Keşke hissetmesem hiç birşey...

Bu acıyı, bu çaresizliği ne yaşasam ne yaşatmış olsam...
Keşke... Hayat bundan sonra keşkeli geçmese...
Keşke şu an bilebilsem herşeyi...
Keşke sihirli değneyim olsa...
Keşke şu an yok olabilsem... yaşanmışlığımın izi kalmadan... Akıllardan, bedenlerden, duvarlardan izlerim silinerek...
Bensiz geçmiş ve gelecek...
Hayatlarda, akıllarda, dillerde keşkeler olmadan...
Kimseyi acıtmamış, incitmemiş ve kırmamış olacaktım...

Keşke incinip üzüldüğümden çok incinip üzmemiş olsaydım...
Keşke özür dileyecek olmasaydım...
Keşke özürümle çözülseydi herşey...

Keşke daha güçlü olsaydım...
Keşke yaşattığım acıyı yaşatacak acıyı yaşamamış olsaydım.

Keşke...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

'Yolumu gözleyen bir kadını terk ettim
karşılaştık bir süre sonra
‘Gözlerinin feri sönmüş’ dedi bana:
‘Aşkım, ne oldu sana? ’
Böyle gerçeği söyleyince
ben de doğru söylemeye çalıştım ona
‘Senin güzelliğine ne olduysa’ dedim,
‘benim gözlerime de o oldu’.
************************
8 - 10 dizeye sıkışmış hazin bir aşk hikayesi... Buruk; kırılmış oyuncaklar kadar...
Ve yenik; 'keşke'li cümleler gibi... Bu sözcüğü kaç konuşmanızın başına eklemişseniz onca ıskalamışsınızdır hayatı...


Dört mevsimlik bir sene olsa ömür, 'keşke', onun güzüne denk gelir.
Hepten vazgeçmek için erkendir, telafi etmek için geç...



Mağlubiyetin takısıdır 'keşke'...
Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, harcanmış hayatların, boşa yaşanmış ya da hakkıyla yaşanamamış yılların, gecikmiş itirafların ağıtıdır.



Çarpılıp çıkılmış bir kapıda, yazılıp yollanmamış bir mektupta, göz yumulmuş bir haksızlıkta, vakit varken öpülmemiş bir elde, dilin ucuna gelip ertelenmiş bir sözdedir.



Feri sönmüş bir çift gözde ya da yitip gitmiş bir güzelliğin ardından iç çekişte...



'Yolunu gözlemeseydim', 'öyle demeseydim', 'terk edip gitmeseydim', 'en güzel yıllarımı vermeseydim' diye diye sızlanır gider.



'Keşke'nin panzehiri 'iyi ki'dir.
İlki ne kadar pısırıksa, ikinci o denli yiğittir.



'Keşke', çoğunlukla bir 'ahhöla kopup gelir ciğerden... esefler, hayıflanmalar, yerinmeler sürükler peşinden...



'İyi ki' ise, muzaffer bir 'ohhöla büyür; cüretiyle övünür.



'Keşke'li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, 'iyi ki'lilerde de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar.



Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır.



Konuşmanız gerektiğinde susmuş, koşacağınız zaman durmuş, sarılacağınız yerde kopmuşsunuzdur.



Bir insana, bir işe, bir davaya ömrünüzü adamışsınızdır. O insanın, o işin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır 'keşke'...



'Şimdiki aklım olsaydı' dövünmesindedir. Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, 'Ne derler'e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar.



'Keşke'cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır.



'İyi ki' öyle mi ya! ...



Onda, yara bere içinde de olsa, yana yana, ama doyasıya yaşamış olmanın iç huzuru ve haklı gururu haykırır.



'İyi ki'lerinizi toplayın bugün ve 'keşke'lerinizden çıkartın. Fazlaysa kardasınız demektir.



Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara... Rüzgarlarla koştunuz ya...

'Keşke'leriniz, 'iyi ki'lerden çoksa...
Telafi için elinizi çabuk tutun. Tutun ki, yolunuzu gözlerken terk ettiğinizle bir gün yeniden karşılaştığınızda siz susarken, feri sönen gözleriniz 'keşke' diye nemlenmesin...

Can Dündar