Ozborn'dan Merhaba...

Ortaya karışık, akla, yüreğe ne düşerse buraçta...

Etiketler

6 Eylül 2011 Salı

Yaz bitiminin böylesi...

10 sene Kıprıs'ta yaşadım, yazın bittiğini ne oraçta ne İstanbul'da böylesine damardan hissetmemiştim !!!

Bıçak kesiği gibi derler ya hani... Hıh işte ondan. Bu söz ilk defa hayatımda anlam buldu !!!

Bayramda cinnet geçirten bi kalabalık vardı !!!
Aaaaaaaaaaaaaa diye ciyaklayasanızı getiren !!!
Araba araba araba...
Arabadan iniyosunuz, yaya yaya...
Markete gidiyosunuz yok yoook...
Park etmeye çalışıyosunuz yer yok !
Neredeyse nefes almaya oksijen bulamiciktik Çeşme'de !!!

Amcam her zaman ki gibi rahat durmadı ve bayramın 2. günü ben dönücem dedi...
Sen dön ama ben dönmem dedim...
İiii dedi...
Waay patronun amcan olnunca kebap oluyomuş şşşş ;)
Arabayıda sana bırakıyorum dedi...
Oooo dedim, öpiiiiim... ;)

Amca arabasını bana bırakınca, sevgili Fatih amcamı kendi arabasıyla almaya geldi...
Çocuk bi yerleşmeye bi taşınmaya telaşa geliyor 3 senedir... Hazır erken gelmiş bu sefer azcık onu gezdireyim dedim. Alçatı'yı görmediğinden göstertiyim dedim. Demez olaydım !

Alaçatı'da iğne atsan yere düşmüyor !!! Yürünmüyor! Ter ve ten kokuları öööğğğ !!!

Fatih bağımlı olurum diyerekten hiç denemeden korkup alkol tüketmeyenlerden... Bulmuşum içmeyeni, aylardır ceza-polis korkusuna evden başka yerde içemeyen ben alaaalah özgürlük diyerekten içme arzusundayım da yer yok !!!

Neyse Beyevi Otelinin orda yer bulduk. Ben direk alkooool dedim, garibim Fatih napim içmiyo adam, cola dedi...

Keyifle gelen geçeni izlemeye başladık bende demlenmeye...
Anaaam anaaam...
Ne topuklular ne kıyafetler !!!
Hemcinslerim hakkında orospunun allahı olsa orospu demeyen ben ilk defa oh-haaaa orospu leeenn bunlar dedim !!!

Nasıl bi arama-tarama-avlanma durumu hatunlarda anlatamam !!!
60'larındaki bi hatun Fatih'e göz koyunca artık bayram gecesi Alaçatı'nın sokaklarında kadın kadına endam eden herkes gözümde ve dilimde bi başka oldu !!!

Teyzeciiim anam yaşındasın, anam saçlarını boyatmıyo sen boyatmışsın ammaaa 75'lik evli ve 2 çocuklu oğlancık sana yakışmaz hııı? Bak alkolde içmiyo hem bu? Yazık... Karısını patroniçesinin yanında zaten aldatamazda, kendi ellerimle aldatmasına izin versem bile senle olmaz... Hadi trene bakar gibi bakma öyle naaaş...

Wallahi billahi durum öyleydi!
O gece her kadında bi avcılık, bi abazanlık hali vardı... Genci-yaşlısı !

Ah hele bi tanesi vardı, dantel elbiseli dombili çıtır, bizim gördüğümüz 3 tur attı Alaçatı içinde!!! Ertesi akşam Marina'da aynı elbiseyle görünce kıza acıdık... Az çok varlıklı bi sevgili yaparsa 2. bi elbisesi olacaktı garibimin !!!

Marina'da durum daha vahimdi. Güccücük yürüyüş alanında yüzlerce kişi... Yürü yürüyebiliyosan !!!

Bide, bu başka yazının konusu olacak ama neyse, tamam gittiğin yere saygı göstermişsin şık giyinmişsin dicem de leeeyn Nişantaş sokaklarında mı endam ediyonda elinde koccaman luvi valiz çanta ayağında 25bin punto rugan patiler !!!

YUUUH ! Görgüsüz !!!

Wallah billah marinada kendimizi bi fakir fukara-bi yok-mok hissettik ki... öyle böyle değil...

Anamın arzusuyla Küba bara konuçlandık. Harbi Kübalı dansçı hatun getirmişler de harbi mojito yapan barmen ı-ıh ! Cimriler nolcek! Neco'ya para vereceğinize Küba'dan barmen getirseydiniz ya... !!!

Bayramı her yerde afacanlar basarak yaşadık! Plajda, markette, trafik ışıklarında...

Bayram bitti, Pazartesi akşamı annem yürüyüş yapalım dedi... En yakın yer Çeşme Marina... İndik... Anaaaa...

Birisi atom bombası attıda bizim haberimiz mi olmadı?
Restaurantların çoğu boş!
Monk kapatmış... :(
Ulan önümüzdeki haftasonu İzmirli aileler okul açılmadan önceki son haftasonu diye gelecekler, bari illerinin sınırında bulunduğunuz insanlara saygıdan okullar açılana kadar bekleseydiniz ya !!!

Marina'da bi tek kumrucu Şevki iş yapıyo... Gerisi sinek bile ı-ıh!

Annemle şoke olduk. Marinadaki Carrefour'a girdik... Demesinler mi artık sabaha kadar açık diliiiiz !!! (Çeşmede'ki Carrefour'lar 24 saat açık yaz boyunca dip not size ;) ) A-aaaaa olduk! Bizde sanki sabahın 3'de markete koşan tiplermişiz gibi... :pp :))

Bu sabah Migros'a gittim, girişteki bahçe standı kalkmış... Küçük toprak alacaktım !!! Çiçekçiler pahallı satıyo ve küçük boy yok onlarda... Aaaa oldum... Yaza dediler...

Yaz derken? Hala denize girebildiğiniz bi yerde yaz devam etmiyomudur?

!!!

Dışarısı neyse içerde de bi sürü stand değişmiş/kapanmış...
Anam bu gün gitti İstanbul'a ama arayıp kaztüyü montumu istesem mi acep diye düşünmeden edemedim !!!

10 sene Kıprıs'ta yaşadım, ne saksı rafı ne soğuk içecekler rafı değişmedi...
Ne de Marina'da ne bi yer kapandı ne boşaldı...

İstanbul'da yazın bittiği vitrinlerden anlaşılır... İnsanoğlu albeniye kanar aaaa ne güzel, ihtiyacım vardı diye dalar içeri ve yeni gelen memsimi unutur... Alışverişine dalar...

Ulan Martini Bianco bitti koca Migros'ta, müdür yardımcısı yaza gelir diyo bana !!!

Ne yazı???
Yaz hala !!!
Hala klimalarınız çalışıyoooo !!!
Sakızamı gidim Martini almaya? Ya da ya sevgiliye ya amcaya sipariş verim büyük şehir Migrosundan alıp göndertsinler bana diye !!!

Bianconun içine koyduğum yeşil limonlarıda getirmezler bunlar şimdi... Bari ben hala yazı yaşarken eykül sonuna yetecek kadar onlar için kışlık bençin yazlık stok yapayim...

Bakalım yarın nereler kapanacak?

Mukadderaaaaaat ! ;)

Depresyona sokacak Çeşme esnafı beni wallah billah amma gitmicem uleeenyn eylül sonuna dek kazık çaktım !!! ;)

Ildır...

Buralarda olup, mimar olup, enşııınt kent gezilmeden olmazdı...
Geçen seneden beri aklımdaydı... Annemle birlikte Şifne'ye kadar gitmiş ilerisini sonraya bırakmıştık...

4 eylül pazar günü Yeni Asır'ın Pazar ekinde ballandıra ballandıra Ildırı okuyunca kahvaltıdan sonra, bayramda teee Urla'ya gittik 16 km'lik yere gitmemek olmaz diiip atladık arabaya düştük yola...

Ildır'a arasıra denizle flört ettiğiniz, her iki yanı  site ve kooperatif evlerle dolu bir yoldan gidiyorsunuz... Yeşil-mavi, bet mimari, zeytin ağaçları, güzel mimari, düzgün yol-bozuk yol...
Yol boyunca huzuru ve keyifi yudumluyorsunuz...

Yüzü maviye dönük kızıl kent Ildırı adını Yunanca kırmızı anlamına gelen 'Erythros'tan alıyormuş... Toprağı kızılmış efem...

Nımıssız Yunanlılar çok ama çok güzel bir yere yerleşkelerini kurmuşlar... Elbet kalıntılar Efes'le kıyaslanamaz, 63-66 yıllarında kazı çalışmaları yapılmış ve M.Ö.3.yüzyılda yapıldığı sanılan antik tiyatro ve üşenmeyip çıkarsanız manzarasına hayran kalacağınız (ki aynı enfes hisleri Hasankeyf'te hissetmiştim bi tek) Athena Tapınağını göreceksiniz...

Gelir gelmez biz direk eski kente tırmandık. Çok tatlı bir amca sizi karşılıyor Erythros'un girişinde... Tonton mu tonton, yakışıklı mı yakışıklı emekli 70'lerinin sonlarında Hasan Yavuz amca İngilizce ve Türkçe gününüze keyif katıyor...

Bana dedemi çok hatırlattı. Dedemin aksanına benzer bir İngilizce konuşması var ki, neredeyse ağlayacaktım ! Dedemde onun gibi tuhaf bi aksanda İngilizce konuşurdu...

Onu Atatürk'e benzetiyorlarmış... Gerçekten kasketini bi çıkardı ki, kardeşi sanırsınız !!! Aynı kaş uzunluğu, aynı burun yapısı ve aynı maviş gözler !!! Ama boy kısa... :) Oyunculuk teklifleri gelmiş ona...

Sevgili annem Hasan amcayla emekliliğinden-çoluğundan-çoluğundan muhabbet ederken ben kentin içine daldım... Yunan Tiyatrosunun tüm özelliklerine sahip koyu-siyahımsı bir taşla inşa edilmiş tipik bi tiyatro... Restorasyon çalışmaları malesef yarım kalmış... Pek kayde değer görmediler her halde ayağa kaldırmayı...

Bu gezi sırasında fotoğraf makinem bozuldu, bozulmasaydı tüm çektiğim fotoğrafları koyacaktım buraya... :( Tiyatronun ortasında muhteşem bir ağaç vardı... Avatar'daki kutsal ağaca benzeyen !!! Gidip ellemeden, dokunamadan duramadım... Gel ne olursan ol gel der gibi sizi heybetiyle, güzelliğiyle, böylesine taş yığınının ortasında nasıl bir bereket var gel, gör dercesine sizi kendisine çeken... Belki kel alaka gelecek ama ilahi kudrete şükrettiren... Öyle böyle değil muazzam bir ağaçtı...

Annecikle Tiyatronun merdivenlerini tırmandık, ordan ormana daldık, ilk önce Romalılar döneminden kalma bir kilise çıktı karşımıza... Yarısı ayakta-yarısı yok... Onu geçip tırmanmaya devam ettikten sonra, o sıcakta, onca çalı-çırpı eziyetinden sonra artık pek bişey kalmamış olsada Athena bizi manzarasının mükemmelliğiyle ödüllendirdi...

Tüm fotoğraflar rakı beyazı !!! Çok ilginç taş duvarları vardı tapınağın ! Yanarım yanarım o fotoğraflara yanarım. :(

Nefis manzarayı seyredip kazasız belasız aşşağıya indik, Hasan amca bize badem ve kuru enginar çiçeği hediye etti... Geçen sene bir İtalyan kurumuş enginar çiçeklerinin hepsini ondan almışmış... Sebebini çözemedik ama vazoya koyup terasa çıkardığımda pek bi hoş durdular... :))

Eski kentten yerleşim bölgesine indik, dolandık... Kendi halinde bir mimarisi olan sakin bir kasaba... Biz izlemediğimizden bilmiyoruz meğersem bu kasaba 'Fatmagül'ün Suçu ne?'nin çekildiği yermiş... Yerli halk bize evi tarif edip duruyor... Biz anlatamadık bi türlü görsek nolcak-görmesek nolcak... :)))

Kasabanın içindeki Herakles Butik Otel çok şirin...

Ildırı küçük bir yerleşim... Kendi halinde tayni tayni bir sahil kasabası... Yerleşim bölgesinin karşısında yer alan 4 adacık bu yerleşkeyi kendi içinde özel kılıyor...


Kasabanın içini gezdikten sonra arabaya atlayıp, Ildır'ın hemen girişinde yer alan 4 yıldızlı Kaya Prestige Otel'e gittik.
 
Güzel inşa edilmiş... Gittiğimiz sırada öğlen yemeği saatiydi, şöyle bir açık büfeyi kolaçan ettik tatlarına bakmadık ama görsel olarak tatmin etti ve fikir verdi... 

Bu bölgede malesef sahil yok... Tepelik bir bölge üzerine kurulu ve denizi taşlı... Otel çok hoş bir sahil düzenlemesi yapmış, iskele kurmuş ancak illada sahil diyen müşterileri için 4 adadan bir tanesinde otele ait plaj oluşturmuş... Belirli saatlerde otelin iskelesinden adaya tekne kalkıyor...

Normalde dışardan kimseyi almıyorlar ancak, annemin ricası üzerine bizi aldılar... 10 dakikalık bir tekne yolculuğundan sonra adaya varıyorsunuz...

Keyifli... Sakin... Otel müşterilerini burdada aç-susuz, keyifsiz bırakmamak için tüm konforu sağlamış... Adadan Otele en son tekne 6'da kalkıyor. Rüzgar varsa sefer yapmıyorlarmış...

Dinginliğin tadını çıkardık... Balıklarla yüzdüm... Suyu Ilıca Plajına göre fazla tuzlu geldi bana... Eveet yine yuttum !!! Aaaa yutmazsam olmaz kiiii !!! ;pp ;))

3-5 arası orada kaldık. 5'teki tekneyle geri döndük... Ve bu bölgeye gelince illa yapılan şeyi yapmak için yola koyulduuuuk... Otelin biraz ilerisinde, Akay Garden Resort'un aşasında kalan Manzara Cafe'de gün batımını izledik efem. Lokması meşhurmuş buranın... Sakız'daki gibi yapıyorlar lokmayı... Ala ala... Ancak arılar rahat bırakmıyor, tikkat efem ! ;)

7.30'da günü batırdık, seneye Eylül yerine güneşin daha heybetli olduğu bir ayda gelmeliyiz diyerek evimize yola koyulduk...

Bence bu bölgedeyseniz, vaktinizde varsa gidip görülmeli... Sevgilinizle-kocanız-karınızla 1 güncük dahi huzurlu bir yer arıyorsanız gidip kalınmalı... Görmezseniz ölmezsiniz ama güzel bir gün batımı ve huzuru var... Gözden ırak-huzur için aladır efem... ;)

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Mineee Çibboooo ;)

Çibo bahçe eldivenleri tavsiyem olunur... ;)


Solar fenerler ve yastıklar... terasa tahminimden fazla renk kattı... Yastık kılıflarından kalmamış malesef...

Solar bahçe ışıkları... Bahçede bastığınız yeri görmenize yarıyor...Fiyatı şimdi çok çok uygun... Aslında 2 tane daha almak lazım...  
Şekerci dükkanı gibi yastıklarım ;)








Banyo havlularım... Bu bahar ki banyo temasından... Çöp torbam bile Tchibooo beeaaa !!! Markaya bağımlılık budur abi!!! ;ppp ;)
Mutfak temasından, mutfak havlusu, rengarenk bardaklar ve her biri başka işleve sahip bıçaklar... Ala alaaa efem...

 
Geçen seneden şezlongum... Siz yüzükoyun yattığınızda bişey okuyamıyomusunuz oooo yazık size...Ben okuyorum... Plaj havlumun cebi bilem var... Jean kumaşlı babetlerimle buraçlarda kimselerde olmayan bi şıklığım var... ;))
Geçen sezondan plaj çantam. Çok rahat, çok geniş, çok çoook... ;)

Çeşme, Alaçatı pazarlarında alışveriş çantası modası başlatıyoruuuz, Tchibo alışveriş çantamla... ;)

25 Ağustos 2011 Perşembe

Aile keyfi... ;)

Anacığım geldi bu gün...
Özlemişim...
Biraz zayıflamış...

O gelmeden bu gün Çeşme pazarından aldıklarımı pişirdim...
Uzuuuun çoook uzuuun zaman sonra elimden yemek yedi ve, aferinin yıldızlısını aldım... ;)

Amcam ve annem... Benim çekirdek ailem bu kadar...
Birlikteyiz, aynı çatı altında...
Önümüzde çoook seneler yok artık... O yüzden çok anlamlı...
Bu sene bir sürü arkadaşım tüm yazı Çeşme'de geçirdim diye bana alındı, kıskandı...

Heeey, kaybetmenin, özlemin ne olduğunu bilmeyen dostlarım, ben işimden amcamla daha fazla vakit geçireyim diye ayrıldım. Sizler hergün deniz-güneş, keyif yapıyorum diye alınanlar, geleceğin olmayan günlerini yaşama arzumu anlamadınız... Kıskandınız...Kıskanıyorsunuz...

Yaşamayan özlemi, kaybedişi bilemez...
Son 2.5 senedir aşkımın peşindeydim... Hala öyleyim ancak bu seneyi aileme ayırmam gerek diye düşündüm... Köküne kadar... Hadi yeteeer bana fazla geldiniz diyene kadar... ;)

Mutluluk ve huzur aynı çatı altında ne olursa olsun keyif alma hali bence...

Yarın anneyle Sakıza gidiyoruz...
2-3 gün içinde klasik anne-kız hırlaşmamızı yaşarız :))))

Olsun...
Aile insan için güç... Sığınmaya ihtiyaç olmasada sığınak...

Bu gece mutlu yatağa gireceğim...
Anacığımla keyifle devirdiğimiz yarım şişeden biraz daha fazla şarabında bu mutluluğa etkisi varya o ayrı... :)))

Sevdiklerinize arada zaman ayırın...
Küçük olsanızda büyüklük sizde kalsın...
Canlarınızla geçirdiğiniz zamanın kıymetini bilin...

Az çok yaşamış-deneyimlemiş biri olrak arada ettiğim ahkamları kayda alın... ;) :ppp

İiii geceler... ;)

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Evden uzakta tımar derdi...

Kadın olmanın dayanılmaz hafifliği yaşadığınız yerden-yurttan başka bir yere gidince feci halde hissediliyor...

Alıştığım, beni tanıyan bakımcılarımı bırakıp 3 aylığına Çeşme'ye geldiğimde mukadderaaat modundaydım...

Kılımı-tüyümü, manikürümü-pedikürümü bi şekilde halledecektim ama ne şekilde?

İzmir'de saolsun sevgilinin kangasının gittiği yere gidiyordum... ancak sırf bakım için 15 günde bir 1.5 saatlik bir yola düşmek ancak Trump'ın kızı mızıysam sarsmazdı bütçeyi...

Eee öyle olmadığımızdan köyümde veya evimde bi şekilde tımar edecektim kendimi...

Geldikten 1 hafta sonra neler oluyormuş köyümüzde diyip Diva aldım. Öyle fiskos dergilerle aram yoktur... Sadece kapakta Çeşme mekanları diye bi yazı gördüğümden aldım... Cahil cüheyla kalmayayım diye...

Ne saçma dergi leeeyn bu diye sayfaları çevirirken KEY 'in reklamını gördüm...

Dergi ne biçim geldiyse, reklam o kadar iyi geldi!

Çeşme'den İzmir'lere yol yapmaktan yada abidik gubidik bi yere gitmekten kurtulduğum hissini damardan hissettirdi...

Aradım randevu aldım veeee wooow oldum!
Alaçatı'da Atatürk caddesi üzerinde ferah-modern harika bir kuaför ve güzellik salonu...

Nasıl temiz, nasıl işlerinin hakimiler... Şaştım kaldım!
Daha önce buraçtaki deneyimlerimden ağzı yanmış biri olarak neredeyse gerçek mi gördüklerim diye kendimi cimcikliciktim !!!

Efenim, gidilen yerlerin tavsiyesi kadınlık kardeşliğinde olması gerekenlerin başında gelir...

O laki buraca yolunuz düşer ve tımarlanmaya ihtiyaç duyarsanız KEY size itinayla tavsiyem olunur!

Normal kuaförlük hizmetleri, cilt bakımı, masaj, LPG, sir, manikür-pedikür hizmetini unisex olarak veriyorlar.

Bugün masaj yaptırdım. Suna'yı İstanbul'a kaçırabilirim...
Nasıl işini bilerek masaj yapıyor anlatamam yaşamanız lazım.

Havaların durumuna göre Alaçatı'daki ekip buraçta baya bi süre kalacak... Ekim sonu gibi Bostanlı'ya döneceklermiş... Bostanlı'daki yerde buradaki gibi ferahmış efem... 2 kata yayılmış hizmet veriyorlarmış...

Walla İstanbul'da F tipi hücrelerin bile daha ferah kalacağı kovuklarda ağda yapıyorlar... Buaradaki yer beni nasıl mest etti anlatamam!!! Doğal ışık var, yatak odanın ortasında, duvarlar üstüne üstüne gelmiyor, arzu edenler için odada duş var...

Tek kelimeyle harika !!! İstanbul'da F tipi hücrelere dönmek inanın işkencenin en büyüğü olacak !!!

Ortaklardan Sevcan hanımın, manikür-pedikür Fatoş'un, sir ve masaj Suna'nın kulaklarını çok ama çoook çınlatıcağım sanırsam...

Walla gidene kadar Aromatherapyli, peelingli artık paşa gönlüm hangisinden arzu ederse Suna'nın uzman ellerine bırakacağım kendimi...

Yer-yurt derdi olanlara duyrulur efem...
Bişiii diiil, ne demek... ;)

Ekmek bulamıyolarsa pasta yesinler... Onuda bulamıyolarsa...

Hava sebebiyetiyle bugünde, Kocakarı plajındaydım. Rüzgar kesilsede Ilıcama geri dönsem walla;

Plaja girmiş, dünkü yerime doğru ilerlerken 2 oğlanın konuşmasıyla irkildim:
Abii yaaa, kızı al git odaya, 1 saat sevişiver...
Gidim mi?
Kız orda duruyo, al git, 1 saat...

!!!
Tanrım neredeyse sabah sabah bu ne iğrenç bi muhabbet!!!
Zavallı kız kim acaba...
Paulo'mun 11 dakika kitabını okumamışlar herhal... Böylesine basit ve adice yaklaşıma 1 saat fazla beaa abi, kızı yorma sıcakta 11 dakika yeterli, otele gideceğine, çalılıklara git deseydim ne olurdu acaba?

İçimden cık cııık yaparak dünkü yerime varıp tam yerleşiyodum ki, görevli oğlan geldi;
Tekmisiniz yine?
Heee...  Nolmuş teksem? Neden yanlızlığımı yüzüme vuruyosun ühü ühüüüüü !!! :ppp
Evet...
Sizi şurdaki bayanın yanına alsam...
Yan tarafındaki şezlonga mı?
Yok yanına...
Niyeymiş? Tek başına yatmak yasak mı? Tanımadığım insanla aynı şemsiyenin altında ne işim var canım! Yaz iki şezlong parası, neyse öderim burayı!!! Cık cıık!
Oğlan tamam ben yine teklik hesap açıyorum diyerek gitti...
Manyak mı lan bunlar? Otobüslerdeki baaayaaan yanına geçin siz muhabbeti!!!
Sanki plaj dolacak! Müşteri gelirse al şezlongumun bitanesini yana yanaştır... Ne demek ikileyelim, tek başına kimse kalmasın mantığı !!!
Anlaşıldı, burası 'Gıccııık Kocakarılar Plajı' !!!
Ulan rüzgar, Ilıcam'da kum fırtınası çıkarmasan ne işim var benim burda !!! Koy diye geldim. Bide 5 liralık şezlong parasını duyunca cimrilik damarım tuttu!
Yarın kendi plajına dönüyosun Ozy! Huzurdan cimrilik ya-pıl-maaaz!

Neyse söylenmem bitti, şezlonguma kuruldum, dün sol tarafımda olan 2 oğlan geldiler yine...
Müdavimliğin köküne kadar yaşandığı plaj! Kimse şezlongundan vazgezçmek istemiyo !!! :))

Dünkü muhabbetlerinden analdığım kadarıyla İstanbul'da birlikte çalışan iki kanka. Biri evlenmek üzere... Evlenemden önceki son erkek erkeğe tatil modundalar. Kendi hallerinde, çalan telefonlarıyla işlerini takip edip, tavla oynayıp, efendi efendi takılıyolar...

Milletimiz alçak sesle konuşmayı bilmediğinden bu infolara sahibim. Yoksa bana ne!!!

Bu günkü muhabbetleri bekar olanı Kartal Tibet'e benzetmişler dün akşam!
Başı yarı bağlı olan gaz veriyo ona... Bu da gazı yesem mi yemesem miiii, kızla buluşsam mı, buluşmasam mı gel-gitinde...

İlk geldiğimde duyduğum muhabbet geliyor aklıma ve içimden, ne bekliyon oğluuum ahanda en baştaki tipitipler kızı 1 saat içinde getirdiler-götürdüler bile... Ne duruyon aslanım... Hıırn hııırn hıııııırn! Hıh kökle gazı... :ppp

Ah tanrım, okumuş insanın cahilliğine katlanamıyorum!
Kartal Tibet'e benzetilen 'ah keşke babama bu kadar mı benziyorum deseydim' diye dünkü muhabbeti iğreeenç espiriklerle uzatıyorda uzatıyor...

Kartal Tibet'in yandan yemişinin yemişinin yemişiiiiii kitap okuyoz burda, azcık daha alçak sesle iğreeenç espirikler lütfen!!! Yani imkan varsa hiç espirik yapılmaması yan şezlongtan riciii olunur...

Nerde...
Muhabbetleri dönüyor dolaşıyor ve Tibet'in yandan yemişin evlilik fikirlerine geliyor...
İşte orda kendimi tutamayıp muhabbete dahil olmak çoook ama çoook sitedim ama yapamadım!!!

Kendini ne sanıyosa, bi sürü kural-kanun... Heee bütün kızlarda aay bi erkek bulsaak, her dediğine iiviiiiit, iiiiviiiit desek, kendi aklımız yokmuş gibi hep onun aklını kullanan bi asalak olsak filan diyooo sanıyo herhalde yandan yemiş Kartal Tibet!

Tabi bu benim düşüncem, biraz sonra sağımdakileri anlatınca aslında böyle eblek kafalı hatunlar olmasa bu adamlarda  sanki kullanacakları bi eşye satın alıyomuş gibi kanun-kural ahkamı kesemezler !!!

Öyle olacak-böyle olacak, benim dediğim ve istediğim gibi olacak erkek tiplemesini şef bıçağıyla doğramak sonra sokak hayvanlarına yem etmek istiyorum!!!

Elif Şafak bu sefer içimdeki feministi hortlattırdı böyle oldu!!! Mukaderaaaat!!!

Sağ tarafıma dünkü çiftte gelince hııııh tamam olduk dedim! Zaman makinesine binmek için her türlü şart oldu!!! Herşey dünkü gibi heyoooo!!! :ppp

Dün sağımdaki çıtır çift gelir gelmez kavga ettiler. Oğlan kıza 'geerizekaaalı, gerizakaaalı' diyip durdu! Kız gıkını çıkarmadı. Benim yüreğim cız-bız etti. 

Birbirine toplum içini bırak toplum dışında dahi böyle şeyler söyleyen çiftlerden hazetmiyorum ve saygısız-değersiz ilişkilerinden dolayı üzülüyorum! 

Bu gün oh tartişmiciikler herhalde derken, ulan bütün gece nettiniiiz?, ayrı yerlerde kaldıysanız tamamda, buraya gelene kadar neden bunu konuşmadınız leeeeeyn diye böğürme arzusu duyduracak şekilde, akşamüzeri dünkü kavgayı konuşup tartıştılar !!!

O güzelim huzuru, mavi göğü, masmavi denizi piç eden 'geeerrrizakaaaaalı' diyen oğlana ve bu lafa hiç ses etmeyen kıza elime ne geçerse fırlatmak istedim ve mınıza koyyim leeyn, ayrılın-terk edin birbirinizi filan diye bi cinnet geçirmek istedim !!!

Millet nasıl ilişki yaşıyo abi? Dün kız buna kıçını döndü diye olay çıktı, hala ben eşşek başımıyım, kıçını bana dönüyosun, siktirim mi gerrizekaaaalı diye oğlan güya kısık sesiyle böğürüyo, kız bön bön bakıyo!!!

Dün olmuş olay dün konuşulmaz mı? ya da sabah? sinir geçmiş sakin sakin...

Cıkh!!!

Tabi benim eğitim düzeyim veya alışık olduğum kültürden insanlar olmayınca bende ağzım açık şaşkınlıkla, güya gözlerim kitabımda, kulaklarım onlarda röntkulakçı oldum!

Bir ara kıza salakmısın leeeyn, harbiden geerriizakaaaalımısın filan demek geldi içimden! Siktir et! Git sana adam gibi davranan birini bul!!! Mazoşistmisin nesin beaaaa !!!

Tabi diyemezsiniz...

Tam bunlar olurken bide Alamancı bi aile gelmesin mi !!!
Hıh Ozy dedim, tam ve ala Halk Plajındasın!!! Sosyolocik-psikolocik inceleme üssü gibi mubarek plaj!

Alamanca-Türkçe bağrış kıyamet! Obez veletler senfonisi!!!

Kalk Ozy'cim kalk... Burda kalırsan dayanamayıp sağa sola laf atıcaksın, sonra millet kendi çatlaklığına bakmadan sana deli mi ne dicek... Hatta sevgiline gerrizekaaalımısın yaaa diye hitap etmeye başlicaksın... Ahlakın-huyun-suyun bozulacak...

Bu kadar halkın arasına karışmak yeteeer... Hadi naaaş...

Naşladım efem...

Plaj konusundan biraz huysuzum...
Minderlerde yatmayı sevmiyorum o yüzden bi sürü beach clup bana uymuyo... Bi de çoğu iskeleli miskeleli... Huysuzum, illa bilek hizasından giricem kendim açılıcam boyun boyuna... cumburlop boya atlamak veya suyun içinde taştır-yosundur görmek tedirgin ediyo beni...
Paparazzi güzel ama, şezlonglar çok yan yana... Güneşe göre çok fazla çekemiyosun onları...

Deniz dediğin kumlu olacak... Şezlogundan ayağın kuma deyecek, yanındakinle aranda mesafen olacak, arzu ettiğinde sahilde yürüyebileceksin filan... Su çok soğukta olmicak...

Kıssadan hisse, hayatımda yapmadığım huysuzlukları denizde yapıyorum... Eee yani yazdan yazaa arıza olmak her konuda olanlardan daha iyidir! ;)

Beni bildik deniz-plaj paklar der, allahım alışık olduğum düzenden, huzurdan, saygıdan, keyiften ayırma beni der, Ilıcam'ı rüzgarsız eyle derim...

Ayrıca, bir Nişantaş kadını olaraktaaan halkı deneyimledim, ben almiiim, alana mani olmiiiim deriiiiim... :pppppp ;))))

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Kocakarı plajı...

Başlığı okuyan Selin hıh sonunda yerini bulmuşsun der kesin... :)
Efenim haftasonu sütliman olan deniz ve hava bugün ben denize gittim diye azdı-coştu !!!
Ilıca Plajında bana hizmet eden oolandan az kalsın battaniye isteyecektim !!!
Öyle böyle değil feci bi rüzgar !!!
Olmayan tüycüklerim diken diken oldu, bacaklarım yolunmuş ve tütsülenmiş tavuk oldu !!!
Aaaa oldum! Bu gün yüzücem, kumsalda güneşlenicem ben! Sık dişini Ozy, senin gibi üşüyen varmı?
Yoktu!
Ancak naaarin bedenim tiken tiken olmaya ve rüzgardan oluşan kum fırtınasından uçuşan kumlardan kırbaç yemekten helak oldu !!!
Eeeh yaptım, hesabımı istedim ve doğruca Dalyan'a yol aldım.
Alaçatı'nın suyu buz... Sevmiyorum orayı...
Küba beach için bikinimin üstüne geçirdiklerim uygun değildi... O bakımdan başka bir halk plajı paklar beni oldum veee Dalyan Kocakarılar plajına gittim.

1.5 aydır paraları saçıyomuşum etrafaaaa !!!
Hafta içi tek şezlong 5 kaatmış !!!
Ne oldum beşmiiiiiiii ??? Getti benim her gün 15 kaat ve yememe içmeme göre ödediğim paracıklar !!!
Tamam ucuz ama deniz benim hayal gücümü alevlendirecek türden; Taşlıklı !!!

Bide pek bi kurallı-intizamlılar !!!
Heeeyt, Ilıca Plajında kendi kuralıma-kanunuma alışmışım ne beaa bu olduysamda illa denize gircem ben bu gün inadım yüzümden sustum!

Deniz kenarındaki şezlonglar 4'lü... İkinci sıra 2'li, Üçüncü sıra 4'lü...
Kalabalık grup dilsen seni öne oturtmuyorlar! Haaa neyse hesabı veririm kapatırım şahsıma dersen o ayrı...

5 lirayı duymuşum, içimdeki cimri hortlamış bi daha ön-mön artistliği yaparmıyım? Yapmam elbet...

Kuruldum koskocamaaan Algida şemsiyemin altına...
Çocuklar kartal gibiler maşşallah! Sigarayı söndürüyorum kül tablamı gelip boşaltıyolar vs...

Düzeni kanunu olan bi plaj! Ilıca'dan daha oturaklılar hakimiyet konusunda...

Deniz dersen, koyda yer aldığından dalga yok... Rüzgarın 'r'si yok !
Üşümeden Elif Şafak'ın sütüne dalabiliyorum...
Ala ala...

Koyun bir bölümü çok taşlıklı... Taşlıksız yerde millet ordan açıldığından kalabalık...
Grit'te yüzdüğüm koyu hatırlattı bana... Komşunun sahiline benzer tatta...
Tuzu-tadıda Ilıca'ya göre bi değişik ! Tadını nerden mi biliyorum? İlla bi şekilde su yutma huyumdan !!! Yutmazsaaaam olmaaaaaz!!!

Yedim içtim 15 lira hesap ödeyerek kalktım! Otoparkada 5 lira alıyorlar... 20 kaaada keyfin alasını yaptım yani...
Bu gün otoparka koydum ama yarın o parayı bira parası yapıcam, arabayı otoparka park etmicem.

Efenim yavaş yavaş iyice buralı olmaya başladım. Havaya göre koy-plaj seçiyorum baksanıza !!!

Yarın deniz patilerimle ucuza keyif yapma niyetindeyim.
Evden çıkmama konusunda ısrarlı olan amcayıda 'canım kalamaaaar yemek istiyo yaaaa' diye kandırdım, akşamüstü onuda alıp Dalyan'daki balıkçılara götürücem...

Her kaşam Levrek, Çipura ala alaaa ama denizin junk foodlarıda girsin mideme yanniiii... Uuuuf yarın bi 10 porsiyon kalamar tava yerim ben, ondan sonra Garfield gibi sırt üstü yatar göbemi kaşıya kaşıyaaa tanrım ben ne ettim derim mukaderaaat !!! :ppppp

Bu arada Elif Şafak'ın en beğendiğim kitabı Siyah Süt olacak galiba...
Hatun kısmısına tavsiyem olunur... Bi bitirim ki yarın bitiririm sonuna göre erkeklerede tavsiye ederim belkim...

Bu arada İskender'i de okudum ama, öyle çoook röpörtajlarındaki etkiyi vermedi bana... Çok hayal hayal, çok yarım, uyduruk gibi geldi... Plajda can sıkılmadan zaman geçirti o ayrı onçin teşekkürler amma beynimde edebi bi yer edinemedi...

;)

20 Ağustos 2011 Cumartesi

İzmir'li delikanlıların muhabbeti...

Alaçatı Pazarının girişinde cafemsi bir yer var...Ahşap masalar ve sandalyeler yola atılmış, binbir çeşit şemsiyeli bir yer...

Kaç zamandır insanların keyifle orada oturdukları görüyordum ama hiç gideyimde bir soluklanayım demiyordum...

Bu gün tam yanından geçerken gözleme kokusuyla beni sarhoş etti ve gittim oturdum.

Otlu peynirli sipariş ettim. Adam sıra var dedi beklersin... Olsun dedim, sen önden ayranla su yolla ben cigaramla demlenirim...

Yan masamda 75-80 arası 5 tane delikanlının oturduğunu gördüm... Alışveriş yapan hanımlarını bekliyorlardı...

Masanın üstünde bırakılan Çeşme Gazetesinin sayfalarına dalıp, blogumda ahkam kesmek için 1-2 fikir bulurum diye bakınırken amcaların muhabbeti, gözlerimi sayfalarda tutturamadı !

Okuyormuş numarasıyla muhabbete misafir oldum.

İzmirli amcalar. Konuları eskiden çoook çook zengin olan İzmirli ailelerin şimdiki halleri!

Ailelerin adlarını saydılarda tutamadım aklımda... 4 tane vardı dedi bir tanesi... Ve adlarını saydı, diğerleride onayladılar...

Ve başladı muhabbetin bel altının ötesi!!!

Yılmaz Özdil yazmıştı zannedersem ve bence çok hoş bi tanımdı; Erkekle ve güneşle barışıktır İzmir'in kadını...

Bu barışıklık, diğer illerde hoş karşılanmaz ve haklı veya değil İzmir kadınına çok söylem olur...

Hadi bizler dışardan ahkam kesiyoruz, peki siz?
İnsan kendi kadınına-kızına böyle laflar söylermi?

Of offf... Herkezin karısını kılıçtan geçirdiler...
Yok orospuymuş, yok kocasını boşamış, bilmemkim Amerikalılarla aynı apartmanda oturuyomuş, o adamın pavyonu varmış, garsonlar eve viski getirirmiş, kadın komşularıyla içermişmiş...

Başka birisi pavyondan kadın çıkarmış, onunla evlenmiş !!!
Biri amerikaya yerleşmiş, bilmem nerdeki oteli oğulları işletememiş...

Ne dedikodu !!!
Ne küfürler !!!
Elalemin karısını s...tiler !!!

Sana ne adam bar kadınına bilmem ne kadar para harcadıysa !!! Adamın içine oturmuş. Zamanında bu para istedi herhelde vermedi mi ne, kadına paraları harcadı diye söyleniyor...

Yerde yok, olsa yerimi değiştiricem. 20-30 seneki olaylardan hala dedikodu-muhabbet konusu çıkarıyorlar... Küfürlerinden de rahatsız oldum ama oooo dünya umurlarında değil haldeler!

Neyse birer ikişer kalktılar. Bi tanesi kaldı. Karısı eli-kolu dolu geldi. Çay söyledi ona ve sohbete başladılar...

Birisi aramış... Bişiler bişiler olmuşmuş...
Adam karısına demesin mi 'Amaan millete ne, milletin lafına ne bakıyosunuz hayatını yaşa...'
!!!
Dönüp adama ohaaa lan! Yaşından başından utan pis pezevenk dememek için zor tuttum kendimi !!!
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu !!!
Aileden birisi için elaleme ne, hayatlarını yaşasınlar diyen adam bilmem kim pavyondan kadın çıkardı diye hem adamı hem kadını ballandıra ballandıra s...ken ve öyle böyle değil dedikodusunu yapan sen değilmiydin biraz evvel ???

Ben buna hasta oluyorum işte!
Kendi başına gelmeden gak-guk, gelince aaaa ne war ayol !!!
Hepimiz insanız. Hatalarda-sevaplarda bizler için... Yanlış yapmam dersin yaparsın, yaparım dersin yapmazsın...
Kimseyi kendi doğrunla-yanlışınla ayıplamak-eleştirmek, yıllar geçmiş olsa bile hala dedikodusunu yapmak çok ama çok yanlış!
Böyle bir adamdan bence ne koca olur, ne dede !!!

Herkezin karısını-kızını elden geçirdiler...
Acaba birileride onların karıları-kızları için aynı söylemlerde bulunsa?
Ben bu gün şunu anladım, İzmirli'nin düşmanı yine İzmir'li...
Lafçılık, dedikodu yazık günah... Gül gibi şehri kalkındıracağınıza milletin namusunu, aile ahayatını, yaşamını muhabbet konusu yapıyorsunuz !!!

Yakında Hakkari bile İzmir'den daha kalkınmış olacak ama siz, dede, oğul, torun hala milletin vıdı vıdısından cacık bile yapamayacaksınız !!!

Herkes kendi doğrusunu yaşar. Mutluluk insandan insana değişir... Yaşam şeklide...
Milletin dediğine ne bakıyorlar diyebilmek için, millete laf atmamak gerek önce hııım ;)

19 Ağustos 2011 Cuma

Hala geziyoruuuum ;p

Anlatmaya devam... Martini keyfi yapıldı, çimler sulandı, nefis balık yendi, bulaşıklar yıkandı ve kaldığım yerden devam edebilirim...

Küba Beach'in yılışık müşteri temsilcisinin yanından ayrılır ayrılmaz Dalyan'a doğru yol aldım...

Geçen sene annemle gittiğimizde annemin 'Aaaaaaaa-aaaaaa' şeklinde ciyaklaması sonucu arabayı panikle sağa çekip; 'Nolduuu?, ne ezdim, neeeeee...' paniği yaşadığım siteye doğru götürdü yol beni... 

Arabayı sağa çekmiş tüm aynalardan 'ezik bişi' var mı kontrolü yaparken annem 'baban...' demişti... 
Hasbinallah... Bismillahirahmanirrahim anacım hortlak mı gördün ne babasıııı?
Şam babası :ppp Ehi ehi...
Annem etrafa bakınıp, bi süre kendi kendi kendine konuşup bana çoook uzun zaman gelen ama 1-2 dakika süren anlamsız halinden çıkıp bana; 'Baban öldüğünde, cebinde bu sitenin banka dekontunu bulmuştum' dedi...

Nassı yani dedim? Bundan bunca sene boyunca neden haberim olmadı?
Bildiğim tek kooperatif, ben doğduğumda amcamın benim adıma Gümüldür'de üye olduğu Doğan Kent Sitesi. Babam ölünce kimse doğal olarak mal-mülk düşünemediğinden aidatlar ödenemeyince atılmıştık! 

Onun haricinde bu yörede ev olayımız yoktu... Meğersem varmış!!!
Annem böyle bir kooperitife üye olduğundan haberim yoktu ta ki öldükten sonra...dedi...
İster istemez muzur Ozy devreye girdi ve kahkaha atıp, metresine almıştır herhalde dedim... 

Anacımda güldü... Elbette metresi yoktu babamın... 42 yaşında çok nadir görülen bir kanser türünden tüm hayallerini gerçekleştiremeden/bahsedemeden gitmişti...

Her neyse bu gün sağdan gideceğime soldan gidip o siteye çıktım... Allahım mimari şaheser!!! Evlerin yıkılıp yeniden yapılmaları lazım!!! Ancak yerleşim planı, sahille kurulan ilişki çok başarılı... 70'li yılların sonunda yapılmış gerçek bir mimar elinden çıkmış ama zamanla kullanıcıların bozduğu bir site olmuş... Mimarı veya mimarları kim acaba? Babam teee Samsunlardan teee Dalyan'a nerden bulmuş etmiş... O zaman internet yok-gak yok guk yok... Nasıl ve nerden haberdar olmuşta, üye olmuş merak ediyor insan...

Mimari keşiften sonra, Dalyan merkeze indim... Balıkçıların karşısındaki yerleşim yerleri çok kötü! İzmir Mimarlar Odası yalvarıyorum bi estetik kaygı, bi doğal siti bozmama kararı filan alın!!! 

Allahım yarabbim, nasıl tasarımlardır onlar öyle... Caaanım tepeyi dinamitle havaya uçurmak lazım !!!

Suryapı çok güzel bir yer almış. Tam Dalyan'ın girişini gören tepeyi... Otel mi, ev mi? Çözemedim... Çok modern sade bir bina olacak ama yanındaki müstakil evciklerin mimarisi yüzünden sırıtacak! 

Sevgili meslektaşlarım estetik dersi almadınız mı yaaa!!! Madem tasarımın kıt, çizimin iyi, ecnebi dergilerden kopileseydin !!!  

Dalyan'nın nefis tepelerindeki tarifi imkansız çirkinlikteki evlerden bu gün mesleğimden utandım !!! 

Yazıktır-günahtır... Nefis bir tepe orası... Doğa şahane bir biçimde yaratmış... İnsanın eli gitmez bence aman bozarım diye... Wallahi bana orda bi proje gelse günlerce uykusuz dolanırım, araziyi bozuyomuyum, uyuyormuyum diye... Millet müstakil bahçe içinde dublex ev işte heee modunda tasarlayıp yapmış !!! 

Wallahi günah! Tanrım hatalı tasarım ve inşaat'tında cehennemde bi odası olsun lütfen... 

Satarım, mesleğimi kötü icra edeni Taksim meydanında sallandırırım hatta !!!

Emekli mimar modunda söylene söylene gezdikten sonra, Papparazi'ye gitmeye karar verdim.

Anacım, eş-dost yok burda... Sevgilide yoğun gelemiyo... Gece alemim sıfır doğal olarak... Akşamüstü keyfi yapim bari diyerekten gittim.Geçen gidişimde tadı damağımda kalan Mojitolardan bitane içeyim bari odum...

Sanki halk günü!!! Ayyy ne kalabalık! Cuma böyleyse cmts-pazar felakettir! 
İskelenin orda bi yer buldum Mojitomu sipariş ettim...

Aseton içseydim daha iyiydi wallahi !!!
Alkol olarak ne koymuşlarsa içine, ilk yudumdan sonra buram buram tüm sahili nefesimle kokutacak hale geldim !!!

Basmış ispirtoyu, sarı limonu olmuş sana Mojito !!!
Akşam fiyatı 30, gündüz 25!
Yeşil limoncukları akşam kullanıyorlar herhal... Gündüz müşterisine çakıyolar !!! 

Bi ara keşke asetonla yapsaymış, arada parmaklarımı sokar ojelerimi çıkartırdım ehi ehiii oldum!!!

Eskiden daha nezihti... 
Elbet aristokrat bi aileden gelmiyorum ama nasıl desem, bir ara kendimi orası için 'fazla' hissettim !!! Öyle böyle değildi yani !!!

Her şeyin aynı kalmayıp zamanla bozulması çok kötü. 

Bidaha Mojitomu töbe allahım töbeeeee...
Asetonumun içine nane atar içerim daha iyi !!! En azından hangi marka ne içiyorum bilirim !!! :p

Gez geeeç Ozy'nin macera dolu günü böyleydi işte...
Dalyan yeni yatırım merkezi... Konumuda iyi... Ev-mev arzu edenler için huzurlu-sakin-uzak ama yakın bir yer... Bakınırken orayada bakın... Amma direk siz ev inşa ettirecekseniz alnınızı karışlarım adam gibi mimarisi olmazsaaaaa !!! 

;p

Yerli malı yurdun malı Küba deneyimi ;pp

Bu gün Dalyan yaptım...
Anam gelmeden keşif gezisi amaçlı...Gösterteçek-görcek yeni bişiler varmı diye...
Dalyan'a varmadan Kuba Beach tabelasını gördüm...
Daldım içeri...
Otoparkta in-cin top oynuyor... 2 tane arabacık var...
Tam parkettim-ışıklardır gak-guktur kapatim derken camımda birisini gördüm !!!
Aneeeey!
Noluyo leeeyn?
Resepsiyon çalışanlarından biriymiş!!!
Kapalısınız herhal diye bodozlama potumu kırdım!
Çocuk yok dedi daha erken...
Erken? Saat ikiiiii...
Sus Ozy sus!!! Bazen böyle saf-salak potların yok muuuuu !!!

Ben bi şöyle bakiciiidim diyemeden oğlan beni içeri soktu...
Höööst! Giriş ücereti vermeeem, bakıp çıkıcam moduna girdim ki oğlan ben ağzımı açmadan resepsiyondaki kıza 'hanfendi gezecek'dedi...
Nerden anladın leeeyn?
Kılığımdan herhalde... Şortu-askılıyı indiriverdim mi Teşvikiye-Taksim dolmuşumuzun yerinin değişmesinin sebebiyeti olan İvana Sertçiğimiiiiin treeend ötesi bi mayosu çıkabilirdi oysa altımdan... Tek kaş havada hıııım... :pppp :)))

Tam ben sağa-sola bakınırken Gülçe mi- Gülçenmi bi oğlan geldi... Arabamın kapısına yapışıp beni korkutan gitti, ben ne biçim ad len bu dediğimle baş başa kaldım!

Ben müşteri ilişkileri sorumlusuyum dedi...
Bana sorsan tip olarak komi abi...
Ay çok kötüyüm dimiiii? Mukadderaaat muayen gün asabiyeti... :ppp :)))))

Başladı analtmaya...
Leeeyn oğlum, bırakta kendim keşfedim leeeyn !!!
Alt tarafı BEACH !!! Onuda geçtim, mimarım ben, az biraz çakozlarım yannniiii... şşşşş...

Yok yapıştı!
Ulan paralı bi tipim mi var!
Araba matba-ofis-dağıtımcılar arası hizmet vermek için alınmış röönoo kango! Dizelin allahı bide aylardır deniz-güneş leeeş! Benim üst baş GAP ama GAP'in G'si demezsin... Saat dersen, amaaan artık herkezde Rolex var... Bu komi kılıklı kolyemin Tiffany olduğunu çakamaz zati... Yani öyle bi ahanda ballı müşteri modum yok! 

Evladıııım, kamyon tamponuna yazılanlar gibi; Anaaam ve amcam saolsuuun vaziyetiyim yani... Yağlayıp-ballama... Bırak bi koyun tadını çıkarayım, sanki beynimde bi harita varmış gibi hıııım burası şurası, orası şu koordinat falan filan yapiiiim Aaaaaaaaa !!!

Yok!

Adam bana çardakları uygun gördü !!!
De geeet, o kadar para verirmiyim leeeyn, üstü sazlık, minderli yere! 
Hayatta işim olmaz! 
Bi tek Balide-Malide kullanırım onları !!!

Sinek kıvamındaki müşteri ilişkilerciyi, onları geçin normal ücretiniz ne diye sorduğumda yıkarım dedim yine bişi olmadı!!!

Tek şezlong şemsiye 20 kaatmış! Ucuz valla... Altınkum'a 25 vereceğine burası daha mantıklı... Denizi güzel... Sakin...

Siz erken geldiniz dedi... Bizim müşterilerimiz İstanbul'ludur... Onlar geç gelir ve akşam üzeri partilemeyi severler dedi...

Haa dedim pek huzurlu bi yer diiil yani !
Ozy bu gün dilini pot arısımı soktu senin?

Çocuk hemen, aaa huzurlu dedi... Sakinlik severlere ayrı köşelerimiz var!

Desene huzur manyağı, partilemeyen tek andıııroit İstanbullu benim...
Efendim?
Yok bişey güzelmiş dedim...
Lütfen yüzün dedi...
Hasbinallah, yüzmek istesem sana mı sorcam leeeyn!!!
Başka zaman inşallah dedim...
Bırakmıyooo !!!
Anlatıyoda, anlatıyooo... En derin yeri 6 metreymiş... İskeleden atlarsam 2 metreymiş... Atlmam dersem, sol taraftaki merdivenlerden bel hizsında giriyomuşum da muş...

Evladıııım, mürekkep balığının hasıyım, bu halde denize girersem çocukluğumdaki jaws gibi, köpek balıkları kokuyu alır gelirler, beni yerler, beni yiyemezlerse diğer müşterilerini yirler!!! Sakin huzurlu miiis egede katliam başlatan kadın olmim istersen hııı?

Madem yüzmüyosunuz o zaman Marinadaki Küba bara gelin demez miiii!!!
Neco çıkıyo haftasonları...
Neco yeni doğan veletlerini bezlesin, ben Neco için Küba bara gideceğime atlarım uçağa 11 saat uçar Kübanın hasına giderim!!!

(Bi tek Ayhan Sicimoğlu için popom marinaya kalkkar benim!!!)

Eheee öylemi, ben sadece temmuzda çıkıyo sanıyodum...
Çocuğun yüzü değişti... Bu kaçıncı pottu yani !!!
Ne beaaa her yerde temmuz ayından kalma Neco afişleri var! Ne bilim adamın bez parası çıkarmak için bu ayda çalıştığını !!!

Telefonumu istedi !!!
Müşterileri onu arayıp nereye gidelim diye soruyolarmış !!!
Eblekmiş leeeyn senin müşterilerin...
O da onları arayıp programları haber ediyomuş...

Dedim ben öyle müşteri delim. Müdavimliği, gittiğim mekanlarda ilgi ve alakayı severim ama sen beençin biraz nassı desem... (deme ozy deme peki tamam demicem ama deseydim yılışıksın dicektim...)

Ben sizin telefonunuzu alayım dedim... Ben kendi programıma göre arasam daha iyi olur...

Aldım, Oscar'ı ucundan kaçıracak bi rolle ehi ehiii mersi yaptım ve yoluma devam ettim...

Devamı başka yazıyaaaa...

Amcayla Martini saati geldi... ;))