Ozborn'dan Merhaba...

Ortaya karışık, akla, yüreğe ne düşerse buraçta...

Etiketler

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Flamenco&Paco Pena

Çocukluğumdan beri en bi en çok sevdiğim dans türü...
Çok erken yaşta tanışıp sevmemi amcama borçluyum.
Videoların in olduğu dönemde her akşam elinde 3-5 kasetle gelirdi. Sanatı, dansı, müziği, filmleri, yönetmenleri kısaca dünyayı onun sayesinde çok küçük yaşta tanımaya ve sevmeye başlamıştım.

Flamenkoyla sonrasında aşık olacağım ilk tanışmam ünlü İspanyol yönetmen Carlos Saura'nın Carmeniyle oldu.
Tanrım, daha 9 bilemedin 10 yaşındayım... Ama Antonio Gades ve Cristina Hoyos sayesinde aşk-tutku ve dans hakkında o yaşa göre ifadesi çok zor olan bir tat ve bilinçlenme yaşamıştım. Günlerce arka arkaya izlemiş, yeşil halıyı sıyırıp, ayağıma en iyi ses çıkaran ayakkabımı geçirip babanemin parkelerinin canına okuya okuya flamenko yapmaya çalışmıştım.

Antonio Gades'in sürmeli gözleri ve sert yüz hatları o yaşta beni kendisine aşık etmişti. Kadın milleti dilmi işte 7'de de 70'de bir! Nerde can acıtacak erkek var onu bulup seçiyor! :)

Sözlükte Madeira Antonio için, ''Erkek flamenco danscilarinin stereotype'idir. Sert yuz hatlari, buz gibi bakislariyla her an bogrunuze bir bicak saplayip ardindan hic utanmadan dans edecek bir tipi vardir. Carlos saura'nin carmen'inde cektigi acilarla sinema tarihinde jeremy irons'in cektigi acilarin neredeyse tumunu tek filmde tecrube etmistir'' demiş... Bir başkasıda Flamenkonun yarı tanrısı...

Bence yok böyle bir adam... Yeni neslin bilip aşık olduğu Joaquín Cortés bana çok şov şov geliyor. Tamam adam güzel ve güzel dans ediyor ama yinede şov şov işte. Türkiye'ye gelmeden önce İspanya'da onu izlemek için çabalamış olsam da, hattaTürkiye'ye ilk geldiğinde izlediğimde adamın terden parıl parıl parlayan bedenine dokunmamak için kendimi zor tutmuş olsamdaaaa...Antonio Gades'in yeri her zaman farklı ve özel kalacak. Gades kadar etkileyici, damardan değil Cortes... Yeni nesil için üzgünüm efendim...

Ve Cristina Hoyos... Bir kadın için son derece sert hatlara sahip ve hatta somurtuk sayılabilecek ve çocukken çok çirkin bulduğum bambaşka bir efsane... Şimdi hatırlamıyorum birkaç sene önce Açık havada izleme fırsatı bulduğumda bu kadına yeniden aşık olmuştum.

Gördüğünüz üzre İspanyol kültürüyle- flamenkoyla tanışmam bu iki ünlü dev isimle olunca doğal olarak flamenkoya aşık oldum.

Başka bir flamenko efsanesi ise Paco Pena'dır. Pena İstanbul festivallerine çok gelir... Flamenko sever olunca onunlada tanışmak gerekiyordu ve şimdi hatırlamıyorum ilk ne zaman dinledim ve izledim onu...

Endülüs'ün acı ve sıkıntı dolu tarihinden-yaşamından doğan falmenkonun yeni ve farklı yorumcusudur Pena. Gitarist, besteci, oyun yazarı, yapımcı... Hepsiden önemlisi dünyadaki ilk flemenko gitarı profesörü...

Dün akşam CRR'de konseri vardı. Klasik takipçisi olarak gittim. Çok özel birşeyler bekleyerek gitmedim ama Pena hepimizi yanılttı. Bu sefer ekibiyle gelmiş... Gitar, şarkılar ve dansçılar...
Tek kelimeyle nefisti...

Dün akşam beyaz saçlı küçük dev gitarını çalarken sahnede boğalar vardı.
Erkek vücudunun bu kadar estetik bu kadar çekici olabileceği başka bir dans bilmiyorum ben.
Dün akşam boğalardan esinlenerek oluşmuş dans figürleri erkekliğe dasla yazılmış bir destan gibi geldi bana...

Dün akşam müthiş bir zevk yaşadık. Hem kulaklarımızın hem gözlerimizin pası silindi. Ve ben kendimden öyle bir geçtim ki, hayatımdaki bir çok şey umduğum gibi gelişmezse altıaylığına Endülüs'e gidip flamenko dersi almaya karar verdim!

Dün akşam Gades'i andım... Carmeni, Kanlı düğünü yeniden izlemem gerektiğini düşündüm.
Dün akşam boğaların nasıl güçlü ve etkileyici hayvanlar olduğunu düşündüm... Ve bir toplumun kültüründe nasıl böylesine tanrısal bir yer elde ettiklerini...
Dün akşam aşka geldim...
Dün akşam sahneye fırlamamak için zor tuttum kendimi...
Dün akşam dans etmek istedim...
Dün akşam kadın ve erkeğin tutkusunu hissettim-yaşadım...
Dün akşam en tutkulusundan sevişmek istedim...
Dün akşam erkeğimi özlediğimi derinden hissettim...

Dün akşam anladım ki Endülüs zamanı gelmiş...
Kıbrıs'a benzeyen, kokusu, denizi, evleri ve şarabı güzel olan Endülüs'e yeniden gitmek istedim...
Dün akşam hayatımın her alanında tutkunun hiç eksik olmamasını diledim...
Dün akşam hıdırellezi flamenkoyla kutladım...

New York Times'da Pena için; ölümlü insanları kaygılarından uzaklaştırabilecek kadar etkileyici bir virtüoz. Yaylım ateşi gibi insanı sersemleten notalarında, bir ressamın resmini renklendirirken sergilediği hassasiyeti görebilirsiniz. Dinleyici Pena'nın enstrümanıyla sergilediği ustalıktan daha mükemmelini bugüne dek hiçbir gitariste gördüğünü hatırlamıyor' demiş.

Evet dün gece ne kaygı kaldı ne başka birşey...
Müthiş bir keyif-tat ve deneyimdi...

Hiç yorum yok: