Ozborn'dan Merhaba...

Ortaya karışık, akla, yüreğe ne düşerse buraçta...

Etiketler

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Yak bir puro*


İnsanlık, Kristof Kolomb'un 1492'de adaya ayak basmasından sonra tütünle tanışmış...


Benim tiryaki olmam Kolomb'a kadar bağlanabilir yani... :pppp


16. yüzyılın başlarında Küba'da tütün ve tütün mamüllerinin üretilmesi, satılması ve içilmesi yasakmış !!!


Avrupa ülkelerinden gelen baskılar sonucunda İspanya 17.yüzyılın başlarında üretilmesine, satılmasına izin vermiş !!!

Pek bi manyakça bi zihniyetmiş... :)))


İspanya baya bi süre tekel olmuş... 1817'de İspanya'nın tekeli kalktıktan sonra tütün plantasyonları çoğalmaya başlamış...


Gümrük vergilerinin artması ve İspanyolların ada içindeki huzursuzlukları provoke etmeleri sonucunda bazı üreticiler 19.yüzyılın sonlarına doğru Amerika'ya göç edip Florida' da fabrikalar açmışlar... Küba'dan Amerika'ya taşınan tütünler Florida'da ki fabrikalarda işlenip satılmaya başlanmış ta ki 1959'da Castro devrim yapana dek !


Devrimde tütün plantasyonları ve puro fabrikalarıda devleştiriliyor herşey gibi... Bu gün Küba prolarının ihracatını 'Habanos SA' (bizim sakıp ağayla alakası yok bu SA'n :pppp) adlı şirket yapıyormuş...


Habanos SA amblemli proları itinayla arayın diyorlar... Puro kutusunun bir kenarında çapraz şekilde yapıştırılmış bir etiket ve etiketin üzerinde kırmızıyla yazılmış Habanos SA amblemi arayacağınız şey...


Tanrıııım ne kadar iiii bi insanım, orcinal puro alınız diye ne bilgiler araştrırıyor, buluyor ve yazıyorum !!! :ppppp


Şincik, sigara tiryakisiyimdir amma velakin puro ve cigar ı-ıh! İçime çekmediğim şeyi tüttürmekten hazetmem! İlla ciğerlerimi zehirle doldurucam... Mukadderaaaaaat !!!

Küba'ya gidiyorum dediğim herkes puro istedi... O la la... Amma velakin isteyenlerin hiç biri gerçek anlamda puro içicisi olmadıklarından alışveriş anında çok bunaldım !

Çok bilmiş rehberimiz malesef tütün kullanamdığından ben bilmem dedi...


E beee Pronto tur yetkilileri, Kuba'ya tütünün 'T'sini bilmeyen adam rehber verilir miiiiii? Hadi verdiniz bari 10dklık olsada bi puro eğitimi gibi bişi aldırsaydınız bize...


Grupla-grup harici bir şekilde mağazalara-fabrikalara girip çıktık. Ancak kalabalık çok-vakit az olunca bide ingilizce problemi olunca satıcılarda, ne ne içindir, hangisi nedir bilgisi alamadık. Kafamıza göre bunun tipi güzel, bunun boyu uygun, bunun fiyatı iyi diye yaptık alışverişimizi...


Döndüktan sonra (ah salak kafam gitmeden önce neden akıl etmediysem) Küba puro markalarını tek tek anlatan ve spariş verebileceğiniz bir site buldum. Ordan okuyup üfleyip hangi puronun tadı-özellikleri ne, neyle- nasıl içiliri öğrendim... Amma velakin iş işten geçmişti... Olsun param olursa kıyıp veririm ordan sipariş olur biteeeeer... Adresi daha sonra vereceğim çünkü evdeki laptopta kayıtlı...

Şindik, sabah sabah Havana'dan Pinar Del Rio'ya yola çıktık. Puro fabrikası gezmek pek nazlı bir iş... Öğle tatiline girmeden gitmek gerekiyor vs... Nedendir bilmem fabrika gezerken fotoğraf çekmenize de izin vermiyorlar... Fotoğrafı geçtim kamerayla bile kayıt yapamıyorsunuz... Yapım tekniğini çalmayalım diye mi neyse artık...

Şinci fotoğraf çekilemediği için fabrikaların nasıl yerler olduğunu arzu ettiğimiz gibi anlatabiliriz... Kanıtlayamazsınız yalan diye !!!

Efenim afetin afeti, cıbıldağın cıbıldağı, melezin en melezi, güzelin en güzeliiii, bacağın, baldırın en bi en şahanesine yerleştirilen dünyanın en güzel tütünleri...

:)))))


Yok böyle bişey !!! Kim uydurmuşsa bu şehir efsanesini dünya yerlebir olana kadar devam edecek !!!


Bildik bir salon, salonda masalar, masalarda kadınlı-erkekli işçiler...


Yok öyle baldır-maldır...

Eskiden Küba'da puro endüstrisi başladığında puroları saran roller'lar ( puro sarıcılara roller deniliyor)özgürlüğünü kazanmış Afrikalılar arasından seçilirlermiş... Tropikal iklim nedeniyle fabrikalar çok sıcak olurmuş. Hem hırsızlığı önlemek hem de serinlemek için çıplak çalışırlarmış... Şu çıplak baldır-bacak hikayeside puro satıcıların müşteri çekmek için uydurduğu şey olsa diyorlar... En eski reklam kampanyası öreneği efeeeem ! ;)


Erkekler ağızlarına puroyu götürdüklerinde nefis bir Latin hatunun baldırının tadını dillerinde duyumsamak istiyorlarsa üzülmesinler hala duyumsayabilirler... Nasıl mı? Bizar iğrenç olacak ama;


Şincik Küba'da sabun sorunu var. Zeytin ağacı olmayan yerde sabunda pek üretilemiyor... Devlet kendince yeter miktarda gördüğü kadar sabun veriyor... Amma velakin görünen o ki yetmiyor...

Fabrika ziyaretimizde wc molası verelim olduk... Amanın sabun yok! Tuvalet kağıdı dediğin şey zaten pek lüx tüketim... Sabunsuz tuvalette memleketten getirdiğimiz ıslak mendillerimizle kendimizce o şartlara göre harika hijyenik bir ortam sağlayıp çıktık! Ve gezmeye devam ettik...


Anaaa bi kadının önünde su dolu bir tas... Yapışmış tütün yapraklarını o kabın içine ellerini sokup sonra tütünün üzerinde gezdirerek açıyor !!!


Kabın içindeki su kahverengi... Tütünün rengini almış büyük ihtimalle ama kap pis-mis...


Tuvalette sabun yooook!


Kadın kimbilir nerde ni ettiği parmakları sokuyo kaba sonra sürüyo tütüne...


Al sana baldır-bacak ötesi bi durum/tad/vs... Yani abicim senin sapıklığına kalmış bi durum işte gerisi anla yanni... :PPP :)))))))))))


Temizlik hastası tizem cırladı: Aaaaaa içmeeem, kocamada içtirtmeeem, hiç hijyenik üretilmiyolaaaaar !!!


Bilacım alkolle içersen hijyenik olur, alkol mikrobunu öldürür... Bi fırt purodan, iki fırt romdan...Şşşş...


Ya da babaannemin mikropları ölsün diye ekmeyi ocakta közlemesi gibi sende önce tikkatlice közle...


:))))))))


Yani bilmiyorum, oh haaaa paralar verilerek alınan, biz kadınların birbirlerine çantalarıyla attıkları hava-civa neyse erkekler dünyasın da da birbirlerine hava-civa, konum, prestij havası attıkları purolar böyle hicyenik üretiliyo işte... :))))))))))

Ben şahsen çok şaşırdım... Elbet elde üretildiklerini biliyodum ama yani ne bilim bu kadar anti hicyenik bi durum beklemiyodum... :)


Neyse efem puronun sarılma infosuna geçim;


Nem her aşamada çok önemliymiş... Yaprakların kurutulmasından puro haline gelmesine kadar...


Her aşamada kalite kontrolünden geçiyormuş...


Tütünler ellerini yıkadımı yıkamadımı belli olmayan tezelerce nemlendiriliyor, açılıyor ve roller'lara gönderiliyor...


Roller'lar puronun kalitesini, tadını, sertliğini belirleyen tütün harmanı demetini güzlece sarıyorlar... 4-5 yapraktan oluşuyormuş bu demet. Asla kıyılmış yada parçalanmış yaprak konulmuyor bu demete... Demetin dışına bir yaprak sarıyorlar ve yuvarlıyorlar... Bu yaprağa birleştirici deniyormuş... Birleştiricinin fazlalıkları kesiliyor ve kalıba konuluyor... Bu kalıpta 20-30 dakika duruyor, sonra üzerine en kaliteli, damarsız neredeyse zar kadar ince bir yaprak daha sarılıyor... Buna ambalaj yaprağı deniliyormuş... İşte puro hazır...


Hazır hazır olmasına ama hemen satışa gitmiyor... Hazırlanan purolar roller'ların numarası yazan bir şekilde kontrolcü bir amcanın önüne gidiyor... Amca yılların tecrübesiyle rengine, boyuna, dışına bakıyor ve her puroyu bizim anlayamadığımız farklılığına göre bir demetin içine yolluyor... Rengine göre sınıflandırıyormuş amca da, başında dikildiğimiz 20 dakika boyunca 1 puro bile bize farklı renkte gelmedi... :)))) Bozuk olanalr düzeltilsin diye roller'a yollanıyormuş... Çok kötü olanlarda sigara olmaya gidiyormuş... Kısaca ziyan yok !

Ben 80 tane hatırlıyordum ama bir roller 120 tane sarabiliyormuş günde...Her roller'ın günde iki tane puro hakkı oluyormuş ama kesinlikle bunları dışarıya çıkarmaları yasakmış... Akşamları üstleri-çantaları aranıyormuş...


10 cuc'dan 5 bin cuc'a kadar uzanan geniş bir fiyat yelpazesi var... Kutu içinde olsalarda tane hesabına göre satılıyor purolar... 5'lik kutu kaç para dediğinizde satış elemanı, 1x5 yapıp söylüyor fiyatını...


İlk deneyimde 5'lik paketi görüp, anaaa ucuzmuş alayım diye ataladığım puronun aslında tekli fiyatının 23 cuc olduğunu öğrendiğimde şoke olmuştum !!!


Her puro fabrikasında her marka üretiliyormuş... Habanos, Partagas, Romeo y Julieta, Cohiba, Montecristo, Bolivar...


Markayı belirleyen içine konan tütünün cinsi, çeşitliliği ve üzerine sarılan ambalaj kağıdıymış... Puro boyutları çeşitli ebatlarda ancak hepsi sınıflarında standartmış...


Uzunluğu ve çapına göre standart olan puroların uzunluğu inç, çapı ise yüzük ölçüsüymüş... Bu ölçülerin hatırlanamsı zor olacağından purolara ad vermişler...


Mesela; Romeo y Julieta'nın 7 inç uzunluğunda ve 47 yüzük çapında olan purosuna Julieta No:2 deniliyormuş... Bu 2 numaralı puronun adı; Churchill'miş...


Biraz karışık geliyor bana... Bilmediğim ve tam hakim olamadığım bir dünya...


Hadi aldık peki nasıl içiceeez? İçmesi için ritüel diyorlar... Bi tiryaki için rütüel kahvedir... Ama bunda ı-ıh !


Hazırlanması, yakılması, içilirken yanında içmeniz gereken içkisi, içilirken değişen aroması... Ölme eşşeğim ölme...

Kısaca bi kültür işi...

Hiç içmeyen biriyseniz, en azından hangi markanın hangi cinsinin ne tür özelliği olduğunu az çok bilmeniz gerekir diyorlar. Hıııh Purontooo dediğim buydu işte ! Daldın bizi çayıra mevlam kayıra olduk !!!

İçme süreside racon...


Benim tercihim olan sigarillo'lar 15 dklık mış... O la laaa... Orta boy purolar 30dk-1 saat, en büyükleri ise 1.5 saatte içilirmiş...

Ayyy canım konyak istediiiii... Gavenin içine koyup içmek... Yarından tezi yok ofise konyak getiricem :))))


Aldık, içme ritüelinide kafa-göz yarsakta yaptık bittimi pekiiiii cık!!! Saklaması var bide...


Kurumaması gerekiyor puronun !!! 'Humidifier' denilen zımbırtıdan almamız gerekiyormuş...


Aaaaa kendisi pahallı, kesme aleti ondan pahallı bide bu çıktı şimdi !!! Babaannemin kaloriferin üstüne bi tas su koyması gbi bişi yapsam olmas mııııı? Cık !!!


Sedir ağacından yapılma özel kutularda saklamamız gerekiyormuş... Humidifier içinde su koyabileceğiniz özel hazne ve nem ölçer olan bi zımbırtıymış !!! 20-21 derecede nem oranı yüzde 70 olan bir ortamda puronun saklanması gerekiyormuş...

Haydin hayırlı tüttürmeleeeeeer...

*Memlekent dergisinden Ali Akyol'un yazısından teknik bilgiler alınmıştır.

Hiç yorum yok: